10'uncu 5 Yıllık Kalkınma Planı ve Otobüsçü konulu yazımızı, değerlendirmelerle sürdürüyoruz. Anılan plana ve içeriklerine; otobüsçü, sadece TOFED ile tesir edebilecektir. Otobüsçü, geride kalan 9 tane 5 yıllık planda hep edilgendi, ilk defa böylece etkenleşiyor.
Malumlarınızdır, Kalkınma Bakanlığımızın organizasyonunda/ev sahipliğinde, Ankara’ da 24-25 Eylul 2012 de arasındaki, Plan kapsamındaki çalışmalar yapılmıştı. Otobüscü, Geleceğini Nasıl Planlamalıdır? Sorusunun cevabını, gerekçeli, belgeli bir şekilde sunmaya çalışıyoruz. Otobüscü, halihazır sistemindeki faaliyetini sürdürürken; karşılaştığı/içinde yaşadığı/yaşatıldığı pek çok olumsuzluklar yanında pek az olumlu duruma sahip...
Otobüscünün milatları
En önemli bir miladı hareket noktası olarak alalım: 4925... yani Karayolu Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği...
“Kanun kötü mü oldu, yoksa iyi mi?” dersek, iyi olduğu asla inkar edilemez... Tartışılabilir/tartışılamaz yönlerini bir yana bırakalım ve miladımız olmasından devam edelim:
Bu milat öncesinde (MÖ) otobüs firmaları (tabela) sayısı 500 den fazla idi, milat sonrasında (MS) 350 nin altına indi. Böyle olması gerekiyor mu idi? Evet... Bu da nereden mi çıktı? Bilimsel tespitlerden, ki kaynaklarını da birkaç kere paylaşmıştık, 1980 lerin başlangıcında yapılmıştı.
Otobüslerde yaş ortalaması MÖ nasıldı? 8 gibiydi (hatırladığım)... MS nasıl? 3 e indi...
Otobüscü için bu durum iyi mi, kötü mü? Kötü... Neden? Üzerinde model baskısı oluştu. Nasıl? Rekabet unsurlarından biri oldu da ondan... Yeni otobüsü nasıl ediniyor? Aslında, kendisine sor; bakalım kaç ciltlik bir hikayesi çıkacak... Elindekinin borcu bitmezden, yenilemek baskısı karşısında; elindekini 1/3 veya ¼ fiyatına satıp, borcunu büyüterek, sermayesini yok ederek... Yenisini alırken yanına ortak/lar alarak...
Eski Milat?
Bu da Özal dönemindedir. 2. Özal Hükumeti döneminde –çok sebepli- ekonomik darboğaza girip-aşabilmek için “Kullanılmış Makine İthalatı” kanunu çıkararak, döviz sıkıntısını aşmaya çalışırken, bu ülkeye kullanılmış çok otobüs yağdı ve bunlar hemen seferlere konuldular. Modelleri, konforları yüksek olanlar; 302 Mercedes (efsane diyorlardı) üreticilerini, daha kaliteli/konforlu üretimlere zorladı.
İşte bu dönem, otobüscüyü en fazla etkileyen ilk en önemli milat idi, bence.
(En karlı çıkan otobüs dünyası mensupları mı? Üreticiler... Halen de bu durumdalar...)
Bu MÖ otobüscü nasıldı?
Her otobüs bir fabrika gibiydi. Otobüsler, lastik patlamasından bile yolda kalmazdı.
Otobüsler yoldan yolcu (ördek) almazdı, yüzüne bakmazdı, çünki yer olmazdı...
MS?
Yollarda daha büyük arızalarla kaldılar, motor, şanzıman, diferansiyel indirdiler.
Başka inen? Çok yönlü kazançlar...
Nasıl? Giderek, doluluk oranları düştü... Seferler, zarar yazmaya başladı.
Başka? Eskirken, borcunu da bitiren otobüsünü satarken de para kazanırdı...
Şimdi ne olacak?
En önemli soru ve sorunlar burada...
Havayolunun giderek artacak payı
Havayolundaki uçak sayımız, 500’ün altında imiş, 10 yıl içinde 1.000 (bin) e kadar erişebilecekmiş.
Daha küçük hava alanları, daha küçük uçaklar da hayatımıza girecekmiş.
Demiryolunun giderek artacak payı
Rayların boyları (ağlar/km ler) uzayacakmış
Demiryollarında işletmecilikler özelleştirilecekmiş
Otobüscünün felaketi mi, fırsatı mı?
Bu yazı boyunca, geçmiş planların ve uygulamalarının incelenmesinde ve yeni planların hazırlanması sırasında gördüklerimiz, göreceklerimizin de “garantisi” gibi, habercisidir.
Otobüscünün ve otobüscülüğünün sonu asla gelmez, gelemez... Ancak bugünki durum da süremez... Değişen pek çok şey olacak. Hatlar oldukça kısalacak. Sefer sayılarının azalması da söz konusu.
Fırsat?
Evet var... Havaya da uçmak, demiryollarına da uzanmak...
Yani işinin mantığını –ulaştırmacılık/yolcu taşımacılık- olarak düşündüğünde, işini –çok az kabuk değişikliğiyle- çeşitlendirmek.
Temel ihtiyaçlar?
Yatırımcılığa fikren ve zikren (uygulama) hazır olmak,
Demiryolu şirketleri kurmak/ortak olmak,
Havayolu şirketleri kurmak/ortak olmak,
Bu çeşitleriyle bir tür kombine/intermodal taşımacılık yapmak,
Yolcusuna hizmet sattığı alanı genişleterek, genişlemiş para kazanmak vb.
Otobüsçü bunu nasıl başarsın?
Bugüne kadar yapmadığı birleşme işini yaparak ve halen sürdürdüğü/itildiği kırasıya/kıyaysa rekabeti bırakıp, rakipleriyle birleşip-büyük sermayeler oluşturarak?
Bu mümkün değil!?
Bireysel açıdan bakıyoruz:
Sen şu durumda değil misin?:
Bu işe başladığın ilk 5 yıllık dönemde, bir otobüsün tek sahibi,
İkinci 5 yıllık dönemde yarısının,
Üçüncü 5 yıllık dönemde dörtte birinin,
Dördüncü dönemden itibaren de sadece direksiyonun sahibi=işçi şoför... Tabii ki yaşın izin verirse...
Böyle bir durumu yaşamak yerine, -hisse senetleri- kanalıyla kalıcı ve genişleyici, karlı işler yapsan daha iyi değil mi?
TOFED büyük bir şans olabilir mi?
Şansın ta kendisidir. Otobüscüleri bir çatı altında toplamayı başarmış, rüştünü ıspatlamış, ülke çapında kendisini kabul ettirmiş ve sektörünün sorunlarını çözümlemeye çalışan bir öz kurumdur.
Bu kimliğiyle de otobüsçülerin pek çoğunu, tek ya da çoklu şirketlerin kurucuları/ortakları haline getirebilir.
Bunu önemli bir misyon olarak edinebileceğine kaniim ve bu vizyonu da görüyorum.
10. Beş Yıllık Kalkınma Planı bitti mi?
Hayır, içine girmesini istediğimiz ve girdiğinde de gerçekleşmesini istediğimiz, bunu işletecek mekanizmaların planda olmasını istediğimiz pek çok olumluluklar ve kökünü kazı(t)mak istediğimiz pek çok olumluluklar var.
Bunlara da, sonraki yazımızda yer vereceğiz. Ancak, anılan plana ve içeriklerine; otobüscü, sadece TOFED ile tesir edebilecektir.
(Sürecek)
Ahmet Türkoğlu
E-mail: ahmetturkoglu34@gmail.com